Çağdaş Cumhuriyet kadını Prenses Romalı Perihan

Çağdaş Cumhuriyet kadını Prenses Romalı Perihan

İki akademi okumuş, 5 lisan bilen Türkiye’deki sanatçılar arasında Prenses unvanına gerçekten sahip olabilen tek sanatçı Romalı Perihan hayat hikayesini anlattı.
Romalı Perihan ismi nasıl doğdu anlatır mısınız?

Ben Roma’da doğup büyümüş bir Türk kızıyım, Türkiye’ye geldiğimde Peri – Han diye bir hanımefendi vamp oyunculuğu yapıyordu. Aynı benim gibi sarışın, aynı benim gibi sahne alıyor benim gibi oyuncu idi. Fahrettin Aslan Bey ve Zeki Müren’le oturduk bana dediler ki sen nerelisin? Bende Roma’da büyüdüm dedim.
O zaman senin adın Romalı Perihan olacak dediler. Büyüklerime saygı sonsuz olduğu için hiç itiraz edemeden kabul ettim.
Türkiye’de gerçek anlamda Prenses unvanı kazanan tek sanatçı sizsiniz, nasıl prenses oldunuz?
Çok iyi eğitimler gördüm, çok güzel lisanlar öğrenerek dünya jet sosyetesine misafir gidebildim. Koskoca bir İran imparatoriçesi sürgündeydi Roma’da ben henüz 16 yaşımdaydım, İmparatoriçenin erkek kardeşi beni görüp aşık oldu. Allahın emri peygamberin kalbiyle beni istemeye geldiler. İlk izdivacımı bu şekilde gerçekleştirdim ve Prenses unvanına sahip oldum. Esfandiari soyadını taşıma şerefine bahşedildim.
O dönem hamile kalmıştım. Çocuğuma miras kalmasın Esfandiari soyadını taşımasın diye benim çocuğumu aldırdılar. Aldırdılar diyorum çünkü çok küçüktüm aklım ermiyordu. Çok kırıldım, çok üzüldüm ve ayrılıp Türkiye’ye döndüm.
romali2Ben sanata gönül verdim
Ne bir gün ortalıklarda göründüm, ne onunla bununla basıldım ben öyle bir yaşamı seçmedim. Kimse de bana yakıştıramaz zaten o tarz bir yaşantıyı… Ben sanata gönül verdim, kendini yetiştirememiş  paranın ne olduğunu bilmeden parayı görünce çılgına dönen insanlar gibi sanatçı olmadım
Türklüğe ve Türkçeye verdiğiniz bu önem nereden geliyor?
Bu konuda gerçekten çok hassasım.  Ben yıllarca İtalya’da yaşamama rağmen İtalya vatandaşlığına geçmedim. Annemiz bize hep ne Türk olduğunuzu ne de Türklüğünüzü unutun derdi. Millet gidiyor yurtdışına iki gün sonra ‘Aaa ben var az Türkçe bilmek’ demeye başlıyorlar. Fakat biz Türkçemizi de Türklüğümüzü de hiç unutmadık.
İnsanlara dört kolla değil yüzondört kolla sarılmasını tavsiye ediyorum ülkelerine, örf adetlerine, bayraklarına, aldıkları anne baba terbiyesine.
Ayrıca şunu da mutlaka yazmanı istiyorum.
Telefonda konuştuğumuzda sana kanım çok ısındı, güzel sesin ve Türkçeni çok düzgün kullandığın için tebrik ederim. Lütfen bu söylediklerimi silme. Benim dileğim bütün genç kızlar röportajıma gelenler Türkçeyi doğru düzgün konuşup, bakımlı olsunlar.  Öyle gece romali5kaybolmuş gündüz de gelip benimle röportaj yapmak isteyen insanları evime almıyorum.
Marmara Üniversitesi İletişim fakültesinin sizi ölümsüzleştirme çalışmasından bahseder misiniz?
Geçtiğimiz günlerde çok gurur duyduğum bir olay oldu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri benim hayatımı tez konusu yaptılar ve beni ölümsüzleştirdiler.
Tezini en iyi şekilde hazırlayarak birincilik alan öğrenci arkadaşımızı da büyük bir davet verilmişti ve ailesiyle birlikte o zamanlar hala hayatta olan Je Berk Beethoven konserine götürmüştük.
Hayvanlara olan sevginizi herkes biliyor. Hayvanlar için neler yapıyorsunuz?
Çok kısaca havalimanında yaşanan bir olaydan bahsedeyim.
2Atatürk Havalimanı’nda ölmek üzere olan ceylanlar vardı. Onlar için çok üzüldüm, TBMM Başkanı Köksal Toptan Bey’e telefon açtım. Üzülmesin Perihan Hanım, derhal yetkili bakanımı göndererek bu sorunu çözüyorum. Oradaki ceylanları alıp Atatürk Orman Çiftliğine getiriyorlar dedi.
Duyduğumuza göre sizin sanatçılığın yanı sıra pilotluk deneyiminiz de varmış.
Dünyada benim kadar pilot kabinin de oturan az sanatçı vardır.  Şöyle söyleyeyim, Prens olan eşim Esfandiari’nin iki kişilik çok güçlü bir uçağı vardı. Roma’dan Londra’ya falan kendi uçağımızla gidiyorduk. Çok küçüktüm ama çok alakalıydım pilotlukla… Eşim de gerçekten çok iyi bir öğretmendi.  Sıra sende şimdi sen kullanacaksın dediği de olmuştur, paraşütle aşağıya atmıştı beni mesela.
Aklınıza gelen bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Rahmetli Sakıp Sabancı Beyefendi, özel uçakla Adana’daki bir düğüne gidiyorduk. Sakıp Ağa’da beni davet etti sanatçıyım diye. Benim uçakta olduğumu duyan pilotlar ‘Pericik gelsin 5 dakika yüzünü görelim’ demişler. Sakıp Ağa arkamdan bağırıyor dur gitme. Ben de şaşırdım eşimden izin aldım bir merhaba diyeceğim niye gitmeyeyim dedim. Hayır gitme, senin güzelliğinden uçak devrilir diye benimle şakalaştı.
Ben kokpite girdim, kokpite girer girmez. Bir sarsıntı oldu uçak hava boşluğuna düştü. Türbülansa girdik. Hemen kalktı ayağa demedim mi ben size girdi adamları şaşırttı dedi.
Havayolları ile ilgili şikayetiniz var mı?
Ben yurtdışına giderken bile hep Türk Hava Yolları ile uçarım…
Geçtiğimiz günlerde bir haftalığına ablamla birlikte Hatay’a gittik. Dönüşte bir de baktım valizlerim parça parça… Malzemesi mika valiz olduğu için ya düşürüldü ya da çok zorlanmış. Sonuçta ben şikayette bulunduğumda bana iki adet valizimin ücretinin ödeneceği söylendi. Fakat bana söyledikleri rakam çok komik valizlerimin fiyatının 4’te 1 gibi bir rakam… Biz özel sigorta yapmıyoruz, bizim bagaj sigortamız bu kadar dediler.
Bu olmaması gerekir, insanın hayatı da malı da maksimum garantide olmalı. Milli havayollarımız Türk Hava Yolları çok değerli benim gözümde.  Bu yüzden bunları dikkate alsınlar kalpler kırılmasın.

133Röportaj : Deniz Zengin

YORUMLAR

Siz de konu hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi bize iletebilirsiniz.

İsim (zorunlu)

E-posta (yayımlanmaz) (zorunlu)

Website